Yazmak Hayattır

Merhaba. Yazı yazmayı o kadar sevmeme rağmen günlerdir ihmal ettim burayı. Her gün; bugün ne yazsam derken, plan ve konu üzerine daha fazla zaman harcayıp yoğunlaşmam gerektiğini düşünüyorum, bakıyorum ki o gün de bitmiş. Bugün içimi dökmek istedim.

Okumaya devam et Yazmak Hayattır

Reklamlar

Nasırlaşan Duygular

Psikolog Harold Bessell şöyle bir benzetme yapmaktadır:

“Ellerimizle çalıştığımızda nasırlarımız olur. Onlar elleri korur ve su toplamasını önler.

Birisi duygusal olarak yaralandığında orası nasır gibi bir şeyle kaplanır. Bu orayı gelecek daha sonraki rahatsızlıklardan korur. Ama tabi tıpkı ellerdeki nasırlar gibi bu da cilt kadar hassas ve yumuşak değildir.

Okumaya devam et Nasırlaşan Duygular

Kokuların Gücü Adına

İnsanların size ne yaşattığını unutabilirsiniz ama ne hissettirdiğini asla unutamazsınız şeklinde bir söz duymuştum.

Çok doğru bir söz. İnsanlara, anılara bakınca bir çok şey hissederiz, anılar tazelenir ama ayrıntılar aklımızda olmayabilir. Buna rağmen hisler kolumuzdan tutup çekiştirir; o seni çok üzmüştü, kırmıştı, çok mutlu etmişti, çok seversin onu… Bir sürü düşünce duygulara, duygular da düşüncelere gerekeni hatırlatır.

Bir ses, bir yer, bir tat, bir koku yılları, ayları bir anda şimdiye getirir. Kendinizi başka bir mekanda, başka bir anda hissedersiniz. Ne büyülü andır o.

Okumaya devam et Kokuların Gücü Adına

Zorluklar üzerine tefekkür

Üç boyutlu resimleri ilk bakışta görmek zordur,herkes kolayca göremez. Görmek için zorlanmak, yaklaşıp uzaklaşmak, gözü şaşı yapıp düzeltmek, görene kadar beklemek, zahmet çekmek gerekir. Sonra bir anda yeni bir alem açılır önüne, suyun içinde yüzer gibi bir şekil yükselir zeminden ve başka bir dünyaya açılırsın.

Okumaya devam et Zorluklar üzerine tefekkür

Para kazandıran uygulama (Ben Derim ki)

Bir süredir telefonumda kullandığım “ben derim ki” adlı anket doldurma uygulaması ile uzun vadede az da olsa para kazanabilirsiniz.

Okumaya devam et Para kazandıran uygulama (Ben Derim ki)

Bi Küçük Eylül Meselesi

Her şey zamana tutsak, zamanı gelince düşer bir yaprak bile…

Bir kitabı yıllarca duyarsın, okumak istesen de bir türlü fırsat olmaz, ne yaparsan yap o kitap zamanı gelmeden sana gelmeyecektir.

Yaşadığımız bir olayın etkisiyle okumamız gerekiyordur, bir hüznümüzde yardım edecektir veya şimdiki aklımızla daha iyi algılayacak hale geleceğizdir belki bilemeyiz. Ama o kitap, o film, o yazı senin istediğin zamanda değil, gereken ve nasip olan zamanda eline ulaşır.

İşte bi küçük eylül meselesi filmi de benim için öyle oldu. Yıllardır ismini duyuyorum, izleyeceğim diyorum ancak bu kadar zaman sonra nasip oldu.

Okumaya devam et Bi Küçük Eylül Meselesi